"

SABR (Sabır)

" Kelimesi için arama sonuçları
İslami Terimler Sözlüğü

SABR (Sabır) (Özel isim)

(İslami Terimler Sözlüğü) :
Emirleri yapmakta, yasaklardan sakınmakta, başa gelen belâ ve musîbetlere tahammületme, katlanma.Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyuruyor ki:Peygamberlerden ülü'l-azm olanların sabr ettikleri gibi sen de sabr et! Onlara azabverilmesi için duâ etmekte acele eyleme. (Ahkâf sûresi: 35)Rablerine sabah akşam duâ eden ve O'na kavuşmak istiyenlerle birlikte bulun ve sabreyle. Onlardan başka bir yere bakma. (Kehf sûresi: 28)Sabr eden zafere kavuşur. (Hadîs-i şerîf-Keşf-ül-Hafâ)Her kim sabr ederse, Allahü teâlâ o kimseye sabrın hakîkatini ihsân eder. Hiçbirkimseye sabırdan daha geniş ve daha hayırlı bir ihsân verilmemiştir. (Hadîs-işerîf-Müsannef fil-Hadîs)Sabrın başı acı, sonu bal gibi tatlıdır. (Fakîrullah)Sabr dînin yarısıdır. (İmâm-ı Gazâlî)Sabrın alâmeti, şikâyeti terk, musîbet ve sıkıntıları gizlemektir. (Abdullah Harrâz)
İslami Terimler Sözlüğü

SABR (Sabır)

(İslami Terimler Sözlüğü) :
Emirleri yapmakta, yasaklardan sakınmakta, başa gelen belâ ve musîbetlere tahammül etme, katlanma. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyuruyor ki: Peygamberlerden ülü'l-azm olanların sabr ettikleri gibi sen de sabr et! Onlara azab verilmesi için duâ etmekte acele eyleme. (Ahkâf sûresi: 35) Rablerine sabah akşam duâ eden ve O'na kavuşmak istiyenlerle birlikte bulun ve sabr eyle. Onlardan başka bir yere bakma. (Kehf sûresi: 28) Sabr eden zafere kavuşur. (Hadîs-i şerîf-Keşf-ül-Hafâ) Her kim sabr ederse, Allahü teâlâ o kimseye sabrın hakîkatini ihsân eder. Hiçbir kimseye sabırdan daha geniş ve daha hayırlı bir ihsân verilmemiştir. (Hadîs-i şerîf-Müsannef fil-Hadîs) Sabrın başı acı, sonu bal gibi tatlıdır. (Fakîrullah) Sabr dînin yarısıdır. (İmâm-ı Gazâlî) Sabrın alâmeti, şikâyeti terk, musîbet ve sıkıntıları gizlemektir. (Abdullah Harrâz) Sabr-ı Cemîl: Başa gelen belâ ve musîbetten dolayı feryad etmeden, insanlara şikâyette bulunmadan yapılan sabır, gösterilen tahammül. Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki: (Ya'kûb aleyhisselâm, oğullarına) dedi ki:Hayır, nefisleriniz sizi aldatıp böyle (büyük) bir işe sürüklemiş. Artık bana düşen sabr-ı cemîldir. Sizin bu yaptıklarınız üzerine sabrımla Allahü teâlâdan yardım isterim. (Yûsuf sûresi: 18) Sabır, kazâya rızâ göstermekten dolayı değil de başka maksadlarla olursa, buna sabr-ı cemîl denmez. (İsmâil Hakkı Bursevî)